24 Mart 2009 Salı
23 Mart 2009 Pazartesi
16 Mart 2009 Pazartesi
Hoşgeldi...
Üniversiteden arkadaşım Bülent blogger sofrasına(!) hoşgeldi...
Sitesine http://bulentkoycu.blogspot.com/ adresinden ulaşılabilir.
*Harika bir ses, R. Williams
10 Mart 2009 Salı
8 Mart 2009 Pazar
Buralara da bahar geldi...
Buralara da bahar geldi.
Adını bilmediğim çıplak ağaçların filizlerini görünce anladım bunu. Bir de havanın ılıklığını hissettiğimde...
Adana' da Ocak ayının sonlarında, çoğu zaman Şubatta çiçek açardı erik ağaçları. Henüz evlenmemişken, evimizin arkasına koca binalar yapılmamışken, etrafında halen tarlalar varken fark etmiştim bunu. Adana' da en sevdiğim aylardı ocağın sonları, şubat, mart....
Burada mevsimini sevecek kadar uzun kalmak istemiyorum açıkçası :)
Ama bir itiraf -sadece- yaz ayı Adana' dan çekilir oluyor.
3 Mart 2009 Salı
İşte Gidiyorum...
İŞTE GİDİYORUM*
İşte gidiyorum
Karşılıksız bir aşka kurban ettim ömrümü
İşte gidiyorum
Toprak alsın benimde bu hazin öykümü
İşte gidiyorum, gurbet yorgunu gövdemi
Çukura kim indirecek
İşte gidiyorum
Bu menfur cinayeti, şimdi çıkıp kim üstlenecek
Çürüdü gözlerim, yüreğim, bu yağmurlu şehirde
İşte gidiyorum
Beni kaldırın, hicran kalsın teneşirde
Size yüzyıllardır sesini kaybetmiş
Bir türkü söyliyecektim...
Ve bir yayla şefkatiyle
Kirpiğinizin ucundan öpecektim
Bir masum türküydü sadece
Yüzbinlerce mağdurun gönlünde
Belki söyleriz hepbirlikte
Belki, mahşerin birinci gününde
Nasıl sevmiştim hepinizi..nasıl böyle oldu akıbetim?
Ve nasıl çöle döndü
O benim gül gülistan memleketim
İşte gidiyorum, hiçbiriniz, hiçbir dilde beni anlamadınız
Ben başımı verdim, sizinse
İnsafsız bir linç oldu karşılığınız
İşte gidiyorum
Penceresiz bir dünyanın labirentine
İşte gidiyorum
''Saçlarındaki yıldızları koparabilirsin anne''
Sonunda kaptırdım gönlümü
ölüm denen o kaypak türküye...
Ve işte kurtuldun benden
Şen olasın ey sevgilim Türkiye
Elbet benimde vardı
Kendime ve yurduma dair umutlarım
Belki bıraktığım yerden sürdürür
Dostlarım, karım ve çocuklarım...
Çatladı yüreğim çatladı sazım
Demekki böyleymiş yazım
Sizlere armağan olsun
Sizlerden ödünç aldığım bu yürek sızım...
Benim hiç hayalim olmadı anne
Ne seni rahat ettirdim, ne kendim ettim rahat
Bir mutluluk fotoğrafı bile çekdirmedi bu hayat
Kaybolmuş bir anahtar kadar sahipsizim anne
Ne omuzumda bir dost eli, ne saçımda bir şefkat...
Sayki yollarda akan, şu feydasız çamurdan anne...
Sayki ıslanmaktım, üşümektim
Sayki yağmurdum anne?
Bunca yıldır gözyaşını, hangi denizlere sakladın,
Oy ben öleyim, sen beni ne diye doğurdun anne?
YUSUF HAYALOĞLU**
*Teşekkürler Ramazan...
** Teşekkürler dinlenesi şarkılar ve okunası şiirler için...
*** Vakit tamam, seni terk ediyorum.
Bütün alışkanlıklardan öteye... (Terk ettin gittin işte! Oysa vakit daha tamam bile değilken...)
İşte gidiyorum
Karşılıksız bir aşka kurban ettim ömrümü
İşte gidiyorum
Toprak alsın benimde bu hazin öykümü
İşte gidiyorum, gurbet yorgunu gövdemi
Çukura kim indirecek
İşte gidiyorum
Bu menfur cinayeti, şimdi çıkıp kim üstlenecek
Çürüdü gözlerim, yüreğim, bu yağmurlu şehirde
İşte gidiyorum
Beni kaldırın, hicran kalsın teneşirde
Size yüzyıllardır sesini kaybetmiş
Bir türkü söyliyecektim...
Ve bir yayla şefkatiyle
Kirpiğinizin ucundan öpecektim
Bir masum türküydü sadece
Yüzbinlerce mağdurun gönlünde
Belki söyleriz hepbirlikte
Belki, mahşerin birinci gününde
Nasıl sevmiştim hepinizi..nasıl böyle oldu akıbetim?
Ve nasıl çöle döndü
O benim gül gülistan memleketim
İşte gidiyorum, hiçbiriniz, hiçbir dilde beni anlamadınız
Ben başımı verdim, sizinse
İnsafsız bir linç oldu karşılığınız
İşte gidiyorum
Penceresiz bir dünyanın labirentine
İşte gidiyorum
''Saçlarındaki yıldızları koparabilirsin anne''
Sonunda kaptırdım gönlümü
ölüm denen o kaypak türküye...
Ve işte kurtuldun benden
Şen olasın ey sevgilim Türkiye
Elbet benimde vardı
Kendime ve yurduma dair umutlarım
Belki bıraktığım yerden sürdürür
Dostlarım, karım ve çocuklarım...
Çatladı yüreğim çatladı sazım
Demekki böyleymiş yazım
Sizlere armağan olsun
Sizlerden ödünç aldığım bu yürek sızım...
Benim hiç hayalim olmadı anne
Ne seni rahat ettirdim, ne kendim ettim rahat
Bir mutluluk fotoğrafı bile çekdirmedi bu hayat
Kaybolmuş bir anahtar kadar sahipsizim anne
Ne omuzumda bir dost eli, ne saçımda bir şefkat...
Sayki yollarda akan, şu feydasız çamurdan anne...
Sayki ıslanmaktım, üşümektim
Sayki yağmurdum anne?
Bunca yıldır gözyaşını, hangi denizlere sakladın,
Oy ben öleyim, sen beni ne diye doğurdun anne?
YUSUF HAYALOĞLU**
*Teşekkürler Ramazan...
** Teşekkürler dinlenesi şarkılar ve okunası şiirler için...
*** Vakit tamam, seni terk ediyorum.
Bütün alışkanlıklardan öteye... (Terk ettin gittin işte! Oysa vakit daha tamam bile değilken...)
2 Mart 2009 Pazartesi
D şıkkı "Alınyazısı" *

Aksaray'da kalmak zorunda olduğum bir haftasonunu eğlenceli geçirmek adına film izlemeye karar verdim. Yalnız bu izleme "illegal" yollardan oldu. Malumunuz buradaki sinemalara ya bana hitap eden filmler gelmiyor ya da geliyor da bana denk olmuyor.
Sonuç itibari ile bu seneye damgasını vuran, vurduğu söylenen "Slumdog Millionaire" de karar kıldım. Nefesim tutularak, üstelik yatarken izleyerek -ufak bir ayrıntı; gece geç vakitlerde normalde uyumam için başımı sadece yastığa koymam yeterli- filmi bitirdim. Sinema eleştirmeni değilim. Ama sıkılmadan izlediğimi ve beğendiğimi, bazı sahnelerde (özellikle çocukluklarının geçtiği o arka mahalle sahnelerinde) hüzünlendiğimi söyleyebilirim.
*Film'den..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)