21 Mayıs 2009 Perşembe
18 Mayıs 2009 Pazartesi
Son mola...elveda...
14 Mayıs 2009 Perşembe
Mülkiyet...
Anatomi kitabımın sayfalarını karıştırırken bulduğum bir şiir karalaması,
Şiir bana ait değil; Goethe'nin.
Mülkiyet Üzerine
Mülkiyet:
Biliyorum ki ben,
Ruhumdan akıp gelmek isteyen
Düşünceler dışında,
Hiçbirşeye sahip değilim.
Biliyorum ki ben,
Tatlı bir sevgiyi, küçük bir sevinci
Tattığım anlar dışında,
Hiçbirşeye sahip değilim.
Goethe
12 Mayıs 2009 Salı
Üç Maymun...Görmedim, duymadım, söylemedim...

Nuri Bilge Ceylan'ın yönettiği, kısmen senaryosunu yazdığı, Türkiye-İtalya-Fransa yapımı 2008 tarihli film.
Yönetmene 2008'de Cannes'da "en iyi yönetmen" ödülünü getiren, 81. Oscar Yabancı Film Adayları arasında ilk dokuza giren...
Benim içinse Nuri Bilge Ceylan'ın izlediğim ilk filmi.
Aslında konu bilindik, işlenen bir suç (ölümlü trafik kazası), suçu üstlenmesi istenen bir kurban(kazayı yapan şahsın şoförü), asıl suçlu(patron) ile kurbanın karısı arasında sonrasında gelişenler...
Ve üç maymunu oynayanlar...
Görmedim!
Duymadım!
Söylemedim! (Çünkü işime böyle geliyor ya da ben bir bilgeyim)
Benzer senaryolar Emrah'ın küçüklük döneminde de vardı. Anneannemi salya sümük ağlatan o komik filmlerde :))
Senaryo bilindik olabilir ama görsel ziyafet mükemmeldi.
Yönetmenin fotoğraf sanatçısı olmasından kaynaklanan bir durumdu bu sanırım.
Ayrıca o sesler!
Tam bir ses ve görüntü şöleni.
Eğer evde izleyecekseniz kulaklıkla izlemenizi şiddetle tavsiye ederim.
Sigaranın yanarken çıkarttığı sesler, dalgalar, yağmur, gök gürültüsü, tren, ezan sesi...
Sırada yönetmenin diğer filmleri var...
Yollarda...
Aksaray'dan Adana'ya giderken, Konya kavşağında, yeni otoban bağlantısına girerken gördüm onları...
Orada daha yeni yeşermeye başlayan tarlalarda uslu uslu dolaşıyorlardı uzun, biçimli bacaklarıyla...
Tam da istediğim gibi; karada!
Çantamdan makinamı çıkartıp bu anı ölümsüzleştirme girişimlerim, otobüsün hızla yola devam etmesiyle -belki de benim yavaş kalmamdan ötürü- sonuçsuz kaldı.
Az sonra bir grup daha ve yine karada :)...
"Allah'ım bunlara öğleden sonra rehaveti mi çöktü?" yoksa "Bu bir mesaj mı?" diyen iç ses eşliğinde görüntüledim onları...
Ama fark ettim ki klasik digital fotoğraf makinaları ile olmaz bu iş. En kısa zamanda daha iyi bir makina şart :)
Fotoğraftaki beyaz, siyah, uzun düzgün bacaklı şeyler onlar: benim leylekler...
Sonunda havada değil de karada gördüm ya onları ne mutlu bana!
Umarım işe yarar ve ben de Adana'ya evime konarım :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
